Web sitenizi yaptırdınız. Alan adınız çalışıyor, tasarım tamam, doktor profiliniz hazır. Birkaç hizmet sayfası ve blog yazıları da eklediniz.
Sonra Google’da kendi adınızı veya uzmanlık alanınızı arattınız.
Site yok.
Biraz daha baktınız. Belki birkaç sayfa görünüyor ama hastaların gerçekten aradığı kelimelerde web siteniz ortalarda bile görünmüyor.
Burada çoğu doktorun aklına aynı soru geliyor:
“Web sitem hazırsa Google’da neden çıkmıyorum?”
Çünkü web sitesini yayına almak ile Google’da görünür hale gelmek aynı şey değil.
Google’ın sitenizi bulması, sayfalarınızı taraması, içeriğin ne hakkında olduğunu anlaması ve hangi aramalarda gösterilebileceğine karar vermesi gerekiyor.
Doktorlar için SEO dediğimiz çalışma da büyük ölçüde bu süreci doğru şekilde yönetmekle ilgili.
Ama SEO, web sitesine birkaç kez “doktor”, “uzman doktor” veya tedavi adını yazmaktan ibaret değil.
Google sitenizin hangi konuyla ilgili olduğunu nasıl anlıyor?
Bir hastanın gözünde web siteniz oldukça basit görünebilir.
Ana sayfaya girer, doktorunuzu görür, uzmanlık alanını okur, hizmetlere bakar ve iletişim bilgilerine ulaşır.
Google ise sayfaya farklı bir şekilde bakar.
Sayfanın başlığına, metinlerine, bağlantılarına, teknik yapısına ve sitenin diğer sayfalarıyla olan ilişkisine bakarak burada ne anlatıldığını anlamaya çalışır.
Örneğin bir göz doktorunun sitesinde yalnızca:
“Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. …”
yazması, sitenin göz sağlığıyla ilgili bütün aramalarda görünmesi için yeterli değildir.
Katarakt, miyop, göz kuruluğu veya başka bir konuda ayrı sayfalar varsa bu sayfaların ne anlattığının da açık olması gerekir.
Bir başka deyişle Google’ın sitenize bakıp:
“Bu sayfa ne anlatıyor ve hangi aramaya cevap olabilir?”
sorusuna makul bir cevap bulabilmesi gerekir.
Bu nedenle SEO’nun ilk işi anahtar kelime eklemek değil, web sitesindeki bilgiyi düzgün bir yapıya oturtmaktır.
Google’da görünmek ile üst sıralarda çıkmak farklı şeyler
Bu iki konu sık sık birbirine karıştırılıyor.
Bir sayfanın Google tarafından bulunması ve dizine eklenmesi, o sayfanın istediğiniz aramada üst sıralarda çıkacağı anlamına gelmez.
Örneğin yeni açılmış bir klinik web sitesinin sayfaları Google’da zamanla görünmeye başlayabilir. Fakat “diş hekimi”, “ortodontist” veya belirli bir tedavi aramasında üst sıralarda yer almak ayrı bir konudur.
Çünkü burada başka sitelerle rekabet de devreye girer.
Üstelik her aramanın rekabeti aynı değildir.
“Doktor” gibi çok geniş bir arama ile belirli bir uzmanlık veya hizmeti ifade eden daha spesifik bir arama aynı şekilde değerlendirilmez.
Bu yüzden SEO çalışırken sadece:
“Google’da çıkıyor muyuz?”
diye bakmak yerine,
“Hangi aramalarda, hangi sayfamızla görünmek istiyoruz?”
sorusunu sormak daha doğru olur.
Hastanın Google’a yazdığı kelime kadar, ne aradığı da önemli
Bir hastanın Google’a yazdığı cümle size aslında önemli bir ipucu verir.
Örneğin:
“Diş eti neden kanar?”
yazan kişi büyük ihtimalle bir bilgi arıyor.
“Periodontoloji uzmanı”
yazan kişinin amacı ise farklı. Bu kişi bir uzman arıyor olabilir.
“Diş eti tedavisi”
aramasında ise hizmet araştıran bir kullanıcıyla karşılaşabilirsiniz.
Üç arama da aynı sağlık alanıyla ilgili. Ama üç kişinin web sitesinden beklediği şey aynı değil.
İşte SEO’da arama niyeti denilen konu burada ortaya çıkıyor.
Doktorun web sitesinde bu farklı ihtiyaçlara cevap veren sayfaların bulunması gerekir.
Bilgi arayan kişiye doğrudan hizmet sayfasını göstermek her zaman iyi bir deneyim olmayabilir. Doktor arayan kişiyi de yalnızca uzun bir blog yazısına göndermek aynı şekilde yeterli olmayabilir.
Web sitesindeki her önemli sayfanın bir işi olmalı.
Her doktor web sitesinde hangi sayfalar bulunmalı?
Bunun herkes için geçerli tek bir şablonu yok.
Bir dermatoloji uzmanının sitesiyle bir ağız ve diş sağlığı kliniğinin sitesi aynı yapıya sahip olmak zorunda değil.
Ancak temel mantık oldukça basit.
Doktorun kim olduğunu anlatan bir sayfa gerekir.
Verilen hizmetleri açıklayan sayfalar gerekir.
Hastaların sık araştırdığı sağlık konularına cevap veren bilgilendirici içerikler gerekebilir.
Kliniğe ulaşmak isteyen kişinin ihtiyaç duyacağı iletişim bilgileri de açıkça bulunmalıdır.
Önemli olan sayfa sayısını artırmak değil, her sayfanın ne işe yaradığını bilmek.
Örneğin bir klinikte 40 farklı hizmet sayfası bulunup bunların çoğu aynı metnin küçük değişikliklerle tekrarından oluşuyorsa bunun yerine daha az sayıda, gerçekten bilgi veren sayfalar oluşturmak daha anlamlı olabilir.
Web sitesini büyütmek ile web sitesine sayfa eklemek aynı şey değildir.
Doktor blogu SEO için neden kullanılır?
Blog bölümü çoğu doktor web sitesinde var ama ne işe yaradığı her zaman net değil.
Sırf site boş görünmesin diye haftada bir yazı yayınlamak zorunda değilsiniz.
Bir blog yazısının daha anlamlı bir amacı olabilir:
Hastanın henüz doktor aramadan önce yaptığı araştırmada karşısına çıkmak.
Bir kişi “implant sonrası ne zaman yemek yenir?” diye arıyor olabilir.
Bir başka kişi “çocuklarda çapraz kapanış nedir?” diye araştırıyor olabilir.
Bir başkası “migren ile baş ağrısı arasındaki fark” gibi bir konuya bakıyor olabilir.
Bu kişilerin hepsi henüz belirli bir doktorun web sitesini aramıyor.
Ama web sitenizde onların sorusuna gerçekten cevap veren kaliteli bir içerik varsa, doktorunuzu daha erken bir aşamada tanımaları mümkün olabilir.
Burada önemli olan yazı sayısı değil.
Yazdığınız konunun gerçekten bir soruya cevap verip vermediği.
Anahtar kelime kullanmak ne anlama geliyor?
SEO konuşulurken “anahtar kelime” kelimesini sık duyarsınız.
Aslında oldukça basit bir şeyden söz ediyoruz.
Bir kişinin Google’a yazdığı arama ifadesi, sizin için hedeflenebilecek bir anahtar kelime veya arama konusu olabilir.
Örneğin bir ortopedi uzmanı için:
- diz ağrısı
- menisküs yırtığı
- diz protezi
- spor yaralanmaları
gibi konular farklı sayfaların konusu olabilir.
Fakat bunları her sayfaya tekrar tekrar yerleştirmek doğru yaklaşım değildir.
Bir sayfada “diz protezi” kelimesinin 20 kez geçmesi o sayfayı otomatik olarak daha iyi hale getirmez.
Hatta metin sırf Google için yazılmış gibi görünmeye başlayabilir.
İyi bir içerikte kelimeyi zorla tekrar ettirmek yerine konu doğal biçimde anlatılır.
Google’ın da kullanıcıların da asıl ihtiyacı budur.
Teknik SEO dediğimiz şey neden var?
SEO’nun bir kısmı doktorun veya hastanın doğrudan görmediği tarafta gerçekleşir.
Örneğin Google’ın sayfaları tarayamaması, bazı sayfaların yanlışlıkla dizine kapatılması, hatalı yönlendirmeler veya bozuk bağlantılar gibi teknik problemler web sitesinin arama motorlarındaki görünürlüğünü etkileyebilir.
Mobil kullanım da önemlidir. Çünkü hastaların önemli bir bölümü web sitelerine telefon üzerinden ulaşır.
Sayfanın açılmaması, menünün kullanılamaması veya içeriklerin mobil ekranda okunamayacak kadar sıkışık olması yalnızca SEO açısından değil, doğrudan kullanıcı deneyimi açısından da sorundur.
Burada amaç teknik terimlerle doktoru uğraştırmak değil.
Basitçe şunu kontrol etmek gerekir:
Google siteyi rahatça okuyabiliyor mu ve hasta siteyi rahatça kullanabiliyor mu?
SEO’nun teknik tarafına bakarken bu iki soru oldukça iyi bir başlangıçtır.
Peki doktor kendi sitesinde SEO’ya nereden başlamalı?
İlk iş yeni bir blog yazısı yazmak olmayabilir.
Önce mevcut siteye bakmak daha mantıklı.
Şu sorularla başlayabilirsiniz:
Google şu anda sitemde hangi sayfaları görüyor?
En önemli hizmetlerim için ayrı ve yeterli sayfalar var mı?
Bu sayfalar gerçekten hastanın sorusunu cevaplıyor mu?
Doktorun uzmanlığı ve hizmetleri web sitesinde açıkça anlatılıyor mu?
Hastaların Google’da yaptığı aramalarla mevcut içeriklerimiz örtüşüyor mu?
Sitede Google’ın sayfaları taramasını veya dizine eklemesini engelleyen teknik bir problem var mı?
Bu soruların cevapları ortaya çıktıktan sonra ne yapılması gerektiği de daha kolay anlaşılır.
Belki birkaç önemli sayfanın yeniden yazılması gerekir.
Belki hizmetler için daha net bir sayfa yapısı oluşturulmalıdır.
Belki de web sitesinde zaten yeterince içerik vardır ve sorun yeni yazı üretmek değil, mevcut yapıyı düzeltmektir.
SEO çalışmasına her zaman “daha fazla içerik” ile başlamak gerekmiyor.
SEO’da neden “ilk sıra” sözüne dikkat etmek gerekir?
Bir doktor veya klinik için SEO hizmeti araştırırken “Google’da ilk sıraya çıkarıyoruz” gibi vaatlerle karşılaşabilirsiniz.
Burada temkinli olmak gerekir.
Hiç kimse Google’daki belirli bir arama için kalıcı bir birincilik garantisi veremez.
Arama sonuçlarında çok sayıda değişken bulunur. Rekabet değişir, web siteleri değişir, içerikler değişir ve Google’ın sistemleri de zaman içinde gelişir.
Bu nedenle SEO’yu tek bir sıra numarası üzerinden değerlendirmek doğru değildir.
Bir web sitesinin daha fazla doğru aramada görünmeye başlaması, önemli sayfalarının indekslenmesi, ilgili içeriklerin ziyaretçi getirmesi ve kullanıcıların aradıkları bilgiye ulaşabilmesi çok daha anlamlı göstergelerdir.
SEO’nun amacı yalnızca “1. sıra” yazan bir rapor hazırlamak değil, web sitesinin doğru aramalarda doğru kişiler tarafından bulunmasına yardımcı olmaktır.
Doktor web sitesi için SEO bir kez yapılıp bırakılır mı?
Web sitesine temel SEO ayarlarını yapmak önemli bir başlangıçtır. Fakat site daha sonra kendi haline bırakıldığında işin tamamlandığını söylemek zor.
Yeni hizmetler eklenebilir.
Eski bir içerik güncelliğini kaybedebilir.
Bazı sayfalar artık aynı kullanıcı ihtiyacına cevap vermeyebilir.
Sitenin teknik yapısında değişiklik yapılabilir.
Bu nedenle SEO zaman zaman yeniden kontrol edilmelidir.
Fakat bu, sürekli olarak başlıkları değiştirip sayfalara yeni kelimeler eklemek anlamına gelmez.
Önce sorun bulunur, sonra gerçekten ihtiyaç varsa müdahale edilir.
Google’da görünmek için önce doğru soruyu sormak
Doktor web siteniz Google’da görünmüyorsa ilk soru:
“Hangi SEO eklentisini kullanalım?”
olmamalı.
Daha temel bir yerden başlamak gerekir:
“Hastalar beni hangi konularla ilgili arıyor ve web sitem bu aramalara ne sunuyor?”
Çünkü iyi bir doktor web sitesi yalnızca doktorun adını arayan kişiye ulaşmaya çalışmaz.
Uzmanlık alanıyla ilgili bilgi arayan, belirli bir hizmeti araştıran veya yaşadığı bir sağlık sorununu anlamaya çalışan kişiye de ihtiyaç duyduğu sayfayı sunabilir.
SEO’nun doktor web sitesindeki gerçek değeri burada ortaya çıkar.
Sitenizi Google için doldurmak değil, Google üzerinden size ulaşmaya çalışan insanın aradığı cevabı doğru yerde bulmasını sağlamak.
DoktorPress Web Works, doktor ve kliniklerin web sitelerinde bu yaklaşımı web tasarım, içerik ve SEO çalışmalarıyla birlikte ele alır. Amaç yalnızca daha fazla sayfa üretmek değil; sitenin ne anlattığının, kime hitap ettiğinin ve hangi aramalarda görünmek istediğinin net olduğu bir yapı kurmaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Doktor web sitesinin Google’da görünmesi için SEO yapılması şart mı?
Bir sitenin Google’da görünmesi için mutlaka kapsamlı bir SEO hizmeti alınması gerektiği söylenemez. Ancak rekabetin bulunduğu aramalarda doğru sayfaların bulunması ve görünürlüğün geliştirilmesi için SEO çalışması önemli bir avantaj sağlayabilir.
Yeni açılan doktor web sitesi Google’da neden hemen görünmüyor?
Google’ın yeni bir web sitesini keşfetmesi, sayfaları taraması ve dizinine eklemesi zaman alabilir. Ayrıca bir sayfanın dizine eklenmesi, belirli aramalarda üst sıralarda çıkacağı anlamına gelmez.
Doktor web sitesinde kaç tane blog yazısı olmalı?
Belirli bir ideal sayı yoktur. Hastaların gerçekten araştırdığı konulara cevap veren, güncel ve güvenilir içerikler üretmek, sırf sayı artırmak için çok sayıda yazı yayınlamaktan daha değerlidir.
Doktor web sitesinde her hizmet için ayrı sayfa açılmalı mı?
Her konu için otomatik olarak ayrı sayfa açmak gerekmez. Ancak hastaların farklı ihtiyaçlarına cevap veren önemli hizmetlerin yeterli ve birbirinden ayrışan sayfalarla anlatılması, hem kullanıcı hem de site yapısı açısından daha anlaşılır olabilir.
Anahtar kelimeyi web sitesinde ne kadar kullanmalıyım?
Bunun sabit bir sayısı yoktur. Anahtar kelime, konunun doğal akışı içinde kullanılmalıdır. Kelimeyi sırf SEO amacıyla tekrar tekrar yazmak yerine sayfanın soruyu açık ve faydalı biçimde cevaplamasına odaklanmak daha doğru olur.
SEO doktor web sitesini kesin olarak ilk sıraya çıkarır mı?
Hayır. SEO belirli bir Google sıralamasını garanti etmez. Sonuçlar arama sorgusuna, rekabete, sitenin yapısına, içeriğe ve farklı değişkenlere göre değişebilir.